|
muammerwrote:
Gençliğe Mesaj
Yiğidim, aslanım, ha gayret eyle Gaflet üstümüzde kalmasın böyle İmanla yatıp-kalk, ihlâsla söyle Kutlu mesaj verilmeyi bekliyor Ölü dünya dirilmeyi bekliyor. Maveradan aşk iksiri sağ gayrı Ellerinde şekillensin çağ gayrı Rahmet olup yüreklere yağ gayrı Çekirdekler yarılmayı bekliyor Ölü dünya dirilmeyi bekliyor. Her yerde insanlar izana hasret Şehirler, semalar ezana hasret Kâinat ilâhî düzene hasret Saf kozalar örülmeyi bekliyor Ölü dünya dirilmeyi bekliyor. Nedendir bu uyku, bu zillet neden? ! Hüzün yumağıdır mezarda deden Mağripten maşrığa tek ruh, tek beden Yay misali gerilmeyi bekliyor Ölü dünya dirilmeyi bekliyor. Sendedir mayası, özü İslâm’ın Sendedir kulağı, gözü İslâm’ın Gülsün, yeter artık, yüzü İslâm’ın Kelepçeler kırılmayı bekliyor Ölü dünya dirilmeyi bekliyor. Tevhit aşkı gönülleri yaksın hey! Zulüm ölsün, hak ayağa kalksın hey! Gürül gürül, nurdan çaylar aksın hey! Kirli sular durulmayı bekliyor Ölü dünya dirilmeyi bekliyor. Bizi bekler esir olmuş ülkeler Bizi bekler yetim kalmış ülkeler “İmdat! ” diye haber salmış ülkeler Boş mabetler girilmeyi bekliyor Ölü dünya dirilmeyi bekliyor. Yanar Bosna-Hersek, Karabağ, Keşmir Sonra Kıbrıs, Lübnan sayamam bir bir Aklıma Abhazya, Urumçi gelir Türk birliği kurulmayı bekliyor Ölü dünya dirilmeyi bekliyor. Kolayı var be yiğidim, kolayı Kaynağında bastırmalı olayı Hazırlayın kürek, kazma, malayı İslâm harcı karılmayı bekliyor Ölü dünya dirilmeyi bekliyor. Nizam-ı Âlem’e içten talip ol Kızılelma neredeyse ara bul Bağlamasın seni şöhret, para, pul Hesaplar var, sorulmayı bekliyor Ölü dünya dirilmeyi bekliyor. Akıl Karaya Vurdu(sh.42) Abdurrahim Karakoç
June 9
|
|
|
muammerwrote:
Bakkal Amca Bir Din Ver Bakkal amca, bir din ver, bana şöyle yüz gram; İçinde hem komedi, hem de birazcık dram. Öyle bir din olsun ki; bizi fazla sıkmasın, Her yerde 'ahlâk' diye, karşımıza çıkmasın... Ramazan'da otuz gün, vücut girsin bakıma, Ama bayram gelince, karışmasın rakıma(!) Bırakalım insanlar, her tür haltı yesinler, ''Ne yani.. Biz müslüman değil miyiz? '' desinler.. Bir din ver ki; içinde, birazcık kahve falı, Ve üstünde bir kaşık, sosyetik mevlid balı, Arasında bir dilim, Kaşar Yaşar olmalı, Böylece kalplerimiz, hidâyetle (!) dolmalı... Bir de şu kurbanlıklar, sorun çıkardı biraz, Neden dersen bütçemiz, bu sene hepten ayaz. Eğer fetvâ verirse, şu senin 'Süper Beyaz', Belki biz de keseriz, ya bir tavuk, ya bir kaz... Bakkal amca bir din ver; zorda 'Allah' diyelim, Açılınca kapılar, 'Haydi Yallah' diyelim. Âlimler ehli cümbüş, fetvâlarda varyasyon, Biraz Budist felsefe, biraz reenkarnasyon... Bir din ki; insanları, hayallere daldırsın, Tüm cinsel yasakları, yürürlükten kaldırsın. Eroslar, Afroditler, sokaklarda çıldırsın, Ve bu çılgın tanrılar, şeytanları yıldırsın... Açılsın sahillerde, beş yıldızlı mâbedler, Diskolarda, ruflarda, yapılsın ibadetler... Bir din ver ki; her akşam, sofraları kuralım, Kadehleri duayla, birbirine vuralım... Ahlak mahlak üstüne, biraz kafa yoralım(!) Memleketin şu hali, ne olacak soralım. İlerleyen saatte, dansöz çıksın masaya, Allah rızası(!) için, pamuk eller kasaya... Ne kadar yardımsever, olduğumuz görülsün, Ellerimiz dansöze, merhametle sürülsün. Cinsiyetler arası, ortak pazar kurulsun, Böylece irticaya, büyük darbe vurulsun... * * * Bakkal amca, bir din ver; açık olsun tâvize, Rahatlatsın bizleri, tatlı baksın fâize. Madem ki fâiz dedik, hazır girdik damardan, Bir din ver ki; bizleri, men etmesin kumardan... Piyangolar, totolar, birer hayır kurumu, Bazı yobaz kafalar, görsünler bu durumu, Gece gündüz borsada, hayal kursun alıklar, Yesinler küçükleri, bazı büyük balıklar... Bir din ver ki; bıraksın, şu rüşvetin peşini, Âmir, memur, sekreter, herkes bilsin işini. Bu bilimsel metodla, çözersek biz bu işi, Korkarım kalmayacak, zekât verecek kişi... Lûgatlerden silinsin, artık şeref, şahsiyet, Dalgalı kura geçsin, edep, hayâ, haysiyet. Körler ile sağırlar, koltukları kapsınlar, Ellerinde yağdanlık, birbirine tapsınlar... Bakkal amca, bir din ver; kaşlarını çatmasın, Kubbesi, minaresi, aman derim batmasın, Temizlensin camiler, tabut mabut kalmasın, Bundan sonra Azrail, kapımızı çalmasın(!) ... Dostlarım! Sanmayın ki; taş devrinden gelirim, Bakkaldan din istenmez, bunu ben de bilirim. İstedim ki; bu şaka, sizi biraz güldürsün, Güldürürken, biraz da, gerçeği düşündürsün... Cengiz Numanoğlu Cengiz Numanoğlu
May 23
|
|
|
Gülistan Aywrote:
ALLAH Teala bir adama anlayış verirse, sarhoşun sözü bile adama ibret verir. Şaban-ı Şerif geldiği zaman ayyaşın biri hem içiyor hem de şu şarkıyı söylüyordu:
" İç iç, kana kana iç. Zira Ramazan gölgesi üstüne düştü. " Yani Ramazan'da içemeyeceksin, demek istiyordu. Bir imam efendi camiden çıkmış, evine gidiyordu. Sarhoşun şarkısınu duydu. "Sarhoş ne güzel söylüyor ! Onun içtiği içki benim içtiğim ise ömrüm. Ben gafletle ömrümü içiyorum. Ölüm gölgesi ise üzerimde. Ecel gelmeden sen de dünyayı ganimet bil..." diyerek zamanının ulu zatlarından biri oldu. İnsan dünyaya ibretle bakmalı. Sarhoşada bakılsa ibret vardır. Yeter ki insan ibret almasını bilmeli. Bunun yanı sıra neyi , ne için, kime verdiğinide bilmeli. Canımı veremem, alacaklar... Malımı veremem, bırakıp gideceksin...Çoluk çocuğun ne olacak ? Planların bitmeden gideceksin. Ey Rabbim, canımızı gafletle alma, kamil imanla al. Şeytanın şerrinden halas eyle ey Rabbim. Karanlık toprağın soğukluğundan haberimiz yok. Işık olarak ameli salih nasip eyle. Enbiya-i Zişanın şefaatine, evliya-i izamın himmetine nail eyle. Sadatın üzerimizdeki emeklerini zayı etme-amin! Mehmet Ildırar. Semerkand Dergisi HER NEFESTE ALLAH İLE BERABER OLABİLEN KULLAR OLMAK DİLEĞİ İLE... CUMANIZ MÜBAREK OLSUN... SELAM VE DUA İLE...
May 21
|
|
|
ayşe as. gülwrote:
____$$____$s_______$_____$______________$_____________
________$$$___$$______$$___$$____$________$$____s________ _$$_____$$$$___$$$___$$$__$$$____$_______$$$___$$________ __$$$____$$$$$__$$$_$$$$_$$$$$__$$__$___$$$___$$_____$°__ ___$$$$___$$$$$_$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$__$$$$_$$$____$$$___ ____$$$$$__$$$$$$$$______________$$$$$$$$$_$$$___$$$$____ ss$$$$$$$$$$$$$______________________$$$$$$$$$$$$$$______ ______s$$$$$$__________________________$$$$$$$$$_________ _s$$$$$$$$$_______s$$s________s$$s_______$$$$$$$$sss______ _____°$$$$_______$°__°$______$°__°$_______$$$$$$__________ ,ss$$$$$$$_________________________________$$$$$$$$$ss,____ ____$$$$$________________s________________$$$$$$$$$$$$$sss __ss$$$$$$________________________________$$$$$ss_________ ss$__$$$$$$_________s__________s_________$$$$$__$ss_______ ___s$$$$$$$$________$$_______$$_________$$$$$$$____ss_____ ____$$$$$$$$$$_______°$$$$$$$°________$$$$$$__$$__________ __$$$$__$$$$$$$$____________________$$$$$__$$$___$$_______ _$$$___$$$__$$$$$$$$___________$$$$$$$$$$$___$$$__________ $$___$$$___$$$$_$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$$___$$$$___$$s________ ___$$_____$$$°__$$$_$$$$_$$$$$°__$$_$$$___$$$$___$s_______ _s$______$$°____$$___$$___$$$$___°$__°$$_____$$s___°_______ _________$______$____$____°$$_________$°______°$__________ HAYIRLI HAFTALAR YÜZÜNÜZDEN GÜLÜCÜKLER HİÇ EKSİK OLMASIN....
Apr. 19
|
|
|
BİLÂL-İ HABEŞİ .wrote:
18 Nisan
ALLAH'I(C.C.) SEVENLERİN YOLU-6- MÜRŞİDİN YANINDA TÖVBE Kulluk sadece Allah Teâlâ’ya yapılır. Kulluktaki kusur için yapılacak istiğfar ve tövbe de sadece Allah Teâlâ’ya yapılır. Kulların bu konuda birbirlerine yapacağı şey, kullukta ve Allah’a(c.c.) dönüşte yardımcı olmaktır. Buna iyilik ve takva yolunda yardımlaşma denir. Bu yardımlaşmayı bizden yüce Allah(c.c.) istemektedir. Bu yardımla gafil zikre, cahil ilme, zalim ebede, günahkâr tövbeye kavuşur. Peygamber ve velileri kulların tövbelerini kabul veya ret etme görevi verilmemiş; bilakis kendileri ve diğer kullar için istiğfar etme görevi verilmiştir. Kulları Allah’ü Teala’ya sevk makamında bulunan Hz.Peygamberin(s.a.v.) kendisine ilâhi bir emanet olan ümmeti adına ağlaması ve istiğfar etmesi, hem Rabbimizin emri, hem bu makamın gereği, hem de Rabbani ahlakın neticesidir. Onlara vâris olan Rabbanî âlimlerin cemaatleri adına dua etmeleri bu sünnete göredir. Allah’ü Teâlâ, ümmetin terbiye ve tezkiyesi için gönderdiği Resulüne(s.a.v.) şöyle emretmiştir. “Onlar için istiğfar et”. Şu halde Resulüllah Efendimizin (s.a.v.) vârisi ve ümmetinin terbiyecisi olan kâmil mürşidler, ümmetle yaptıkları tövbe ve istiğfarda Efendimizin (s.a.v.) ayette anlatılan sıfatını temsil etmiş oluyorlar. Kulların Allah2ü Teâlâ’ya yönelişlerine şahitlik yapıyorlar. Onlarla birlikte yüce Allah’a(c.c.) tövbe ve istiğfar ediyorlar. Birlikte tövbe yapan müminin tövbesinin kabulü için de ayrıca Allah’a(c.c.) yalvarıyorlar. Zira kâmil mürşidler naz makamında niyaz eden Salih kullardır. Onlarla birlikte yapılan tövbeler, onların nezaretinde icra edilen zikirler ve onların tavsiyesi doğrultusunda yapılan hizmetler Allah(c.c.) katında en verimli, en temiz ameller olarak kabul görür. Yeter ki insan, bu makamın münkiri olmasın ve huzurda edep dışı davranmasın. “Ey iman edenler! Hep birden Allah’a(c.c.) tövbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz”.(Nur,-24/31) ayetinden, topluca tövbe yapmanın daha makbul olduğunu anlıyoruz. Kâmil bir mürşidle birlikte Allah’a(c.c.) yapılan tövbeyi Hıristiyanların vaftiz olayına ve papazın önünde günah çıkarma hezeyanına benzetmek tam bir cehalettir. Bu anlayış, tevhid dinini, Kur’an’ın cemaat ruhunu ve ümmet hedefini, sünnete uygulama şekillerini zikrettiğimiz biatların, hikmetini ve tasavvufun edebini bilmemek demektir. Hiçbir mümin önünde tövbe ettiği ve elini tutup intisap yaptığı kâmil mürşidin, günahları affedeceğini düşünemez ve söylemez. Böyle düşünmemelidir. Günahları dilerse af edecek olan yüce Allah’tır(c.c.). Mürşid, kendisinin ve elinden tutan talebesinin günahlarını affetmesi için Allah’a(c.c.) yalvarır. Mürid de bu bilinçtedir. Hem o tövbesinde sabit kalmak istemektedir. Bunun için kâmil mürşidin başında bulunduğu takva mektebine talebe olmuştur. Buna intisap denir. İntisap, mürşidin ihlâs ve edep öğrenmek için yapılır. Böylece mürid, mürşidin terbiyesine ilk adımı atmış olur. Bundan sonra mürid, mürşidle Hak yolunda yürümeye başlar. Bu yürüyüş manevi bir yürüyüştür. Bu yürüyüş kalp ile olur. Onda devamlı hâl değişir, bir sıfattan diğerine geçilir,bir makamdan daha yükseğine intikal edilir. Nefsin engelleri aşılır, cehalet yerini ilme terk eder. İlim irfana dönüşür irfan ilâhi muhabbetle birleşir. İlâhi muhabbet bütünüyle kalbe yerleşir. Bütün bunların sonucunda yüce Allah’a(c.c.) kavuşma hasıl olur. Başından sonuna kadar bu işe tasavvuf büyükleri “seyri sülûk” adını verir. Mürşidi Kamilin ziyaretine gidemeyecek bir mazeretimiz varsa, vekillerinin yanında tövbe etmek gerekir. Vekillerin elini tutarak şu şekilde tevbe ederiz: “Yâ Rabbi, bütün yapmış olduğum günahlardan ben pişmanım keşke yapmasaydım, inşallah bir daha ben yapmıyacağım” deriz. Tövbe eden inşallah demekle tevbesinde durabilmesini Allah’a(c.c.) yardım etmesi şartına bağlamış olur. İtikadımıza göre, hayır ve şer her şey Allah’ın(c.c.) iznine bağlıdır. Bundan dolayı Allah’ü Teâlâ yardım etmezse kimse tövbesinde duramaz. Çünkü her türlü ibadetin yapılabilmesi Allah’ın(c.c.) yardımı ile olur. İşte tövbemizde durabilmemiz için muhtaç olduğumuz bu yardımı da Allah’ın(c.c.) evliyaları olan mürşidlerin elini tutmak, tövbe talimatını yapmak suretiyle kolayca elde ederiz. Yardımı alınca da tövbemizde durabilmiş oluruz. Öyle çaresizim ki Rabbim, çarelere ermiyor aklım... Bir yüzüm solgunken, isyankar öbür yanım... Öğütleri masal gibi dinliyorum... Nasihatler ninni misali geliyor, başımı sallıyorum.. sanki anlamış gibi... Beni takipte ızdırap.. Peşimden gelir kabuslar... Kimsem yokmuş şu dünyada senden başka!.. Merhametine uzatıyorum ellerimi... Senin rahmetinle yıkamak istiyorum kirli tövbelerimi.. Dizginle çılgınlıklarımı...affet günahlarımı.. Ey affetmeyi seven Rabbim, sil göz yaşlarımı.. Sen teselli et beni, serinlik sun şu bağrıma... Vardır bunda da bir hayır.. Hayırlı kederlerimi sen sevdir bana!.. Tıpkı geceye saçılan yıldızlar gibi, ömrüme ışık olsun, sıkıntı anlarımda ettiğim dualar.. Hüzünlerde olgunlaştır beni.. Cahilim çok cahilim.. Sen yolum ol! Sen sonum ol! Sen tut elimden, sana giden yollarda nurum ol! Dağlar kadar günahlarıma, bir avuç tövbe kırıntısı getirdim... Sen derman ol şu volkanlarıma... Sensiz bir yürek ne kadar boş!.. Affeyle Ya Rabbel alemin... Amin.... "De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'in(c.c.) rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah(c.c.) bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir. " (Zumer 39 / NE MUTLU GÜNAHLARINDAN TÖVBE EDİP AĞLAYANA (HADİS)
Apr. 18
|